BURDUR İL MÜFTÜLÜĞÜ Cuma Hutbesi 09.04.2010 |
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ KUTLU DOĞUM Muhterem Mü’minler! İnsanlık tarihinde cahiliye dönemi olarak adlandırılan; insanların vahşileştiği, kuvvetlinin zayıf olanı ezip yok ettiği, kız çocuklarının bir utanç vesilesi kabul edilip, diri diri toprağa gömüldüğü, tevhid inancının terk edilip putlara tapıldığı bir dönemde; Yüce Allah Mekke’de Hz Muhammed (SAV) Efendimizi, risalet ve nübüvvetle şereflendirmiş ve insanlığa bir hidayet rehberi olarak göndermiştir. Yüce Rabbimiz K.Kerim’de “Biz seni ancak âlemlere rahmet olsun diye gönderdik”[1] diyerek bu hususu ifade etmektedir. Bizler de Peygamber Efendimizin bu gelişini 1989 Yılından bu yana düzenli olarak çeşitli etkinliklerle kutluyor, adına da “Kutlu Doğum Haftası” diyoruz. Sevgili Peygamberimizin dünyaya gelişi ile birlikte yeşermeye başlayan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet ve kardeşlik tohumları, gün geçtikçe gelişmiş büyümüş ve bütün insanlığın hayatına yön verir hale gelmiştir. Peygamber Efendimizi anmak, ona sadece methiyeler düzmek, ilahi ve kasideler okumaktan ibaret değildir. Onu anmaktan asıl maksat, Onun güzel ahlakını, aile hayatını, ibadet anlayışını, güzel sözlerini ve yaşayışını öğrenip, kendi hayatımızda tatbik etmektir. Zira yüce Allah K.Kerim’de: “Allah’ın Rasulün’de sizin için uyulması gereken çok güzel örnekler vardır.”[2] Buyurmak sureti ile bizlere yol göstermektedir. Onun ahlakı tüm insanlığı kuşatan bir özelliği sahipti. Kendisine ve ilk Müslümanlara akla hayale gelmeyecek kötülük ve işkenceler yapan müşrikler için bile “Yarabbi sen bu insanları affet, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.” diye dua ediyordu. Son derece doğru sözlü ve güvenilir olması sebebi ile müşrikler bile kıymetli eşyalarını ona emanet ediyor ve ona Muhammedü’l-Emin diyorlardı. Kendisi aç olsa bile elindekini avucundakini ihtiyaç sahiplerine çekinmeden veriyordu. Kadınlara ve çocuklara büyük değer veriyor, sokakta gördüğü çocukların başını okşuyor, ibadet ederken omzuna çıkan torunlarına ses çıkarmıyor, hatta onların gönlünü hoş tutmak için secdesini uzatıyordu. Bütün günahları affedilmiş bir kişi olmasına rağmen geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılıyordu. Bu durumu, kendisine soran Sahabe-i Kiram’a “Allah’a şükreden bir kul olmayım mı?”[3] diye cevap veriyordu. Değerli Mü’minler Bizlere düşen görev; yüce dinimizin emir ve yasaklarına uymak, Peygamber Efendimizin hayatını ve sünnetini en güzel ve doğru kaynaklardan öğrenip, kendi hayatımızda tatbik etmek suretiyle, Yüce Allah’ın rahmetine ve Peygamberimiz Hz Muhammed (SAV)’in şefaatine nail olmaya çalışmak olmalıdır. Hazırlayan: Abdullah Güzel Taşyayla Köyü Yeni Mahalle Cami İ-Hatibi BUCAK / BURDUR 09 NİSAN 2010