BURDUR İL MÜFTÜLÜĞÜ
Cuma Hutbesi
12.03.2010

 

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

Muhterem Müslümanlar!

İnsanlar dünyada derecelere ayrılmıştır. Bu dereceler, peygamberler hariç insanların çalışma ve gayretlerine göre verilmiştir. Şehitlik ve gazilik de Müslümanların kendi çalışmalarıyla ulaşabilecekleri en yüksek makam ve derecedir. Öyle ki; şehitler ölü bile kabul edilmemiştir. Cenabı hak bu konuda şöyle buyuruyor: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfünden kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler”(1)

Değerli Mü’minler!

Böyle yüce bir mertebeye ulaşmanın yolu Allah’ın rızasını temel gaye edinmek ve bu uğurda canla, başla mücadele etmektir. Hazreti Enes anlatıyor: Rasülüllah (s.a.s) buyurdular ki: “Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez. Yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehitler böyle değildir. O mazhar olduğu ikram ve itibar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder”.(2)

Muhterem Müslümanlar!

Şehitlik mertebesinden sonra en yüksek mertebe gaziliktir. Bu konuda Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: Allah yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki kıyamet günü yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın. Bu kanın rengi kan renginde fakat kokusu misk kokusu gibidir.”(3)

Muhterem Müslümanlar!

Şu iyi bilinmelidir ki milletimizin bekası şehitlik ve gazilik ruhu kazanmış bir kalbe sahip olan nesiller yetiştirmekle mümkündür.

 

 

 

 

Bunun için çocuklarımıza Bedir’den Çanakkale’ye kadar bütün destanlarımızı ve bu destanları kazanmamızı sağlayan ruhu anlatmalı, aziz vatanımızın kıymetini onlara öğretmeliyiz.

Vatan sevgisinin önemini Peygamberimiz’den öğrenen kahraman ecdadımız, cihad ruhunu yerine getirmek için doğan çocuğunun adını ‘gazi’ koymuştur. Selçuklular ise gaziliğe ihtimam göstermişler ve liderlerine ‘gazi’ unvanını vermişlerdir. Analarımız, askere göndereceği çocuğunu uğurlarken; “Haydi oğul, haydi git; Ya gazi ol Ya şehit” diyerek uğurlamıştır.

Muhterem Müslümanlar!

Bu vesileyle, vatanı uğruna canlarını feda ederek veya gazi kalarak milletimize eşsiz bir vatan bırakan ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

Hazırlayan: Nebi SEVEN

                      Merkez Fatih C. İ. H

                      ÇELTİKCİ / BURDUR

 

 

 

 

12 MART 2010

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak                 :

1-Alimran 169,170,171

2-Buhari Cihad 5,21

3-Buhari Cihat 10