BURDUR İL MÜFTÜLÜĞÜ
Cuma Hutbesi
05.03.2010

وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ

 

 


         KUŞAKLAR ARASI İLETİŞİM

Aziz Mü'minler!

İnsan, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Toplu halde yaşayan insanlar arasında huzur ve mutluluğun sağlanabilmesi için bireylerin hak ve yükümlülüklerini bilmeleri ve sorumluluk bilinci içerisinde bunun gereğini yerine getirmeleri gerekir. Sorumluluk bilincine çok önem veren dinimiz İslam'ın temel amaçlarından biri de, kuşaklar arası iletişim sürecine sevgi, saygı, barış ve hoşgörüyü hâkim kılarak, toplumsal huzur ve mutluluğu gerçekleştirmektir. Bu bakımdan, toplumu oluşturan fertlerin birbirlerine karşı yaklaşımları ve davranışları büyük önem taşımaktadır.

Aziz Mü'minler!

Hiç şüphesiz Hz. Âdem’den günümüze kadar insanlık, medeniyetin zirvesine peygamberler
sayesinde ulaşmıştır. Her şeyde olduğu gibi
dini yaşama ve yayma konusunda da ideal olan
elbette peygamberlerin tarzıdır. Âlemlere
rahmet olarak gönderilen peygamber efendimiz insanlara katı kuralcılığın soğuk tarzıyla değil, esneklik ve hoşgörünün ılımlı edasıyla yaklaşmış ve
doğru olanı insanları ürkütmeden söylemeye ve
uygulamaya özen göstermiştir. Nitekim
öğretmen olarak Yemen'e gönderdiği Muaz bin
Cebel'i (r.a), halkıyla nasıl iletişim kuracağını
ilkeleştiren şu ifadelerle uğurlaması Hz.
Peygamberin bu konudaki hassasiyetini
kavramaya yetecektir: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayım; müjdeleyin, nefret ettirmeyin."(1)

Değerli Müminler!

Peygamberimiz(s.a.v) İslam dinini tebliğde ve sosyal ilişkilerinde, Kuran’dan ilham alarak insanlara daima hoşgörüyle yaklaşmış ve onlara yumuşak davranarak gönülleri fethetmiştir. " Eğer Sen kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et.”(2) ayetinde belirtildiği gibi O, insanlara nazik ve hoşgörülü davranarak daima samimi bir iletişim içinde olmuştur.

Özellikle çocuklara karşı duyduğu muhabbet ve merhamet hislerini onlara davranışlarında ve dualarında yansıtmıştır.

Bunun en güzel uygulamasını bizzat Hz. Peygamberin hayatında          görüyoruz:

 

 

Peygamberimizin yanında büyümüş olan Hz. Zeyd şöyle anlatıyor: “Allah'ın elçisi beni bir dizine, Hasan'ı diğer dizine oturtur ve bizi bağrına basarak şöyle derdi:" Allah'ım! Bunlara rahmet ve saadet ihsan eyle. Ben bunların hayır ve saadetlerini diliyorum." (3)

Peygamberimizin zaman zaman çocuklarla oynaması, yolda karşılaştığı çocuklara selam vermesi, onların hal ve hatırını sorması, başlarını okşayıp sırtına alması, onlarla şakalaşması, (4) çocukların diliyle konuşması onların dünyalarına girerek onlarla nasıl bir iletişim içinde olduğunu bize gösterir.

Kıymetli Mü'minler!

Hutbemizi Allah Resulü’nün (s.a.v) şu hadisiyle bitirelim: "Mü'min, kendisiyle ünsiyet ve ülfet edilen kişidir. Başkalarıyla kaynaşmayan ve kaynaşmaya da kapalı olan kişide hayır yoktur.” (5)

 

Hazırlayan: Mehmet Ali ARIBAŞ 

Merkez  Şaşal  Camii Müezzin Kayyımı

                       BUCAK / BURDUR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

          05 MART 2010

 

 

 

 

 

 

 

 

………………………………………………….

1.  Buharı, ilim, 12. Müslim.cihad, 6-7

2.                 Al-iîmran, 159

3.  Tirmizi, Birr, 15

4.                 Zebidi, Tecrid Tere. XII, 12

5.        Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 335