BURDUR İL MÜFTÜLÜĞÜ Cuma Hutbesi 04.06.2010 |
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ أَلَا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُون لِيَوْمٍ عَظِيمٍ يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ AHİRETE İMAN Muhterem Mü’minler! İmanın altı esasından biri de âhiret gününe inanmaktır. Âhiret yurdu, bu dünyada yaptıklarımızın karşılığını bulacağımız, durumumuza göre mükâfat ya da azap göreceğimiz yerdir. Kur’an-ı Kerim’de âhirete iman genellikle Allah’a imanla yan yana zikredilmiştir. Bu da âhiret inancının çok önemli olduğunu göstermektedir. Allah Teala bu hususta şöyle buyuruyor: “Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler. Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.”(1) Değerli Kardeşlerim! İnsan, yaratılış itibariyle yaşama sevincine sahiptir. Ondaki bu duygu hayat mücadelesinin en önemli güç kaynağını teşkil etmektedir. Bu sebeple ölüm tabii olarak ürkütücü bir şeydir. Ancak asıl hayatın ikinci âlemde başlayacağına inananlar, ölümün ebedi yokluk olmadığını kabul ederler. Henüz hayattayken âdeta bu yeni hayatın özlemini duyarlar. Âhiret inancı her şeyden önce insanda sorumluluk duygusu meydana getirmekte ve bu yönüyle hem hukuki hem de ahlâki müeyyide olmaktadır. Dünya hayatında insanın zorluklarla ve haksızlıklarla mücadele ettiği halde bunları ortadan kaldıramadığı bir gerçektir. Âhiret, bu dünyada meydana gelen adaletsizliklerin, haksızlıkların ve zorbalıkların adeta rövanşının alındığı yerdir. Mutlak adaletin tecelli edeceği, iyilik yapanların mükâfat, kötülük yapanların ise ceza alacağı ebediyet âleminin varlığına inanmak, insan için büyük bir teselli kaynağı ve yaşama sevincidir. Muhterem Mü’minler! Dünyanın cazibesine kapılan insanlar fani hayatı ebedi hayata tercih ederler. Hatta onların bu anlayış ve yaşayışları giderek bir inanç haline dönüşür ve ebedi hayata inanmamaya başlarlar. Âhirete inanmayanların iddialarının bir kuruntudan ibaret olduğunu şu ayet veciz bir şekilde ifade etmektedir: “Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Sadece zan ve kuruntuya dayanırlar. Hâlbuki zan, gerçek karşısında hiçbir şey sağlamaz. Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını arzu etmeyen kimselere önem verme! Onların ilim adına varabildikleri son nokta işte bundan ibarettir.”(2) Aziz Müslümanlar! Dünya hayatı geçici ve önemsiz, âhiret hayatı ise kalıcı ve değerlidir. Geçici olan, kalıcı ve daimi olana tercih edilemez. Dolayısıyla âhirete imanımızın gereği olarak ebedi âlem için hazırlık yapmak ve salih amel işlemek gerekir. Çünkü âhirette, yapılan iyilikler dışında, altın ve gümüş gibi dünyalık şeylerin bir değeri yoktur. Önemli olan, dünyanın cazibesine kapılıp âhiret saadetini ihmal etmemektir. Hz. Peygamber’in bu anlamda: “Allah’ım! Asıl hayat âhiret hayatıdır, asıl saadet ebediyet saadetidir.”(3) tarzında başlayan duası bu gerçeğin bir ifadesidir. Hazırlayan: Soner ÇELİKÖZ Doğanbaba Köyü Camii İ. Hatibi YEŞİLOVA / BURDUR 04 HAZİRAN 2010 KAYNAKLAR 1-Mutaffifin,4,5,6 2-Necm, 28-30 3-Buhari, salat 48