BURDUR İL MÜFTÜLÜĞÜ
Cuma Hutbesi
28.05.2010

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ  قال الرسول (ص): "‏لتفتحن القسطنطينية فلنعم الأمير أميرها ولنعم الجيش ذلك الجيش İSTANBUL’UN FETHİ

Muhterem Müslümanlar!

İstanbul'un fethi, dünya ve insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Buna Hz. Peygamber (s.a.s.)'in müjdesi de eklendiği zaman, hadise daha da ayrı bir mana ve önem taşımaktadır. Peygamberimiz(sav): "İs­tanbul elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir."(1) buyurmuşlardır.      

Peygamberimizin övgüsüne ve müjdesine ulaşmak Müslümanların başlıca gayelerinden birisi olmuştur. Bu gayeye ulaşmak amacıyla Müslümanlar değişik zamanlarda İstanbul’u kuşatmışlar, ancak surların dayanıklılığı sebebiyle başarılı olamamışlardır. Hz. Peygamber'in bu müjdesine kavuşmak şerefi, genç Türk hükümdarı Fatih Sultan Mehmet’e ve O'nun şanlı ordusuna nasip olmuştur.

Muhterem Mü’minler!

Fatih Sultan Mehmet, Peygamberimiz (sav) 'in bu müjdesine erişmeyi gönül dünyasında beslerken, teknolojide belirli bir seviyeye gelmeden büyük fethe kavuşmanın mümkün olmadığının şuurunda idi. Bu sebeple dev toplar döktürmüş, Bizans'a boğazdan gelecek yardımı kesmek için Rumeli Hisarı’nı yaptırmış, gemilerini Dolmabahçe sırtlarından kızaklarla Haliç'e indirmiş, surların altına tüneller açtırmıştır. Fiili duasını bu şekilde yapan Fatih, devrinin ünlü âlimlerinden olan Molla Gürani, Molla Hüsrev ve Akşemseddin gibi ilim adamlarından aldığı ilim ve feyiz ışığı ile Yüce Allah’a fethi nasip etmesi için dua ederek de kavli duasını yapmıştır. O, böylece bilim teknikle imanı birleştirmiş oluyordu.

Bizans'ta ise, devlet ile halk arasında şiddetli ihtilâf ve kavgalar vardı. Dıştan yıllardır aşılması bir türlü başarılamamış kuvvetli surlarla çevrili olan Bizans, içte o nispette zayıf idi. Bazı idarecilerin de başını çektiği bir grup: "İstanbul sokaklarında kardinal şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederiz..." diyordu.

Bu şartlarlar altında fetih emri verildi ve 29 Mayıs 1453 günü Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Türk Ordusu İstanbul’u fethetti  Fetihle orta çağ bitmiş yeniçağ başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet Han, İslam’ın öngördüğü yoldan ayrılmamış, Peygamberimiz (sav) in Mekke halkını affettiği gibi o da merhametli davranarak askerlerine: “Asla çocukları, din adamlarını, sizinle harp etmeyen kimseleri öldürmeyin, kadınlara dokunmayın.” diyerek korku ve dehşet içinde olan Bizanslılar'a mal ve can emniyetini vermiş, onların inançlarında serbest bırakarak onların gönüllerini de fethetmişti. Gayr-i Müslim tebaa anladı ki: Müslüman, girdiği yeri tahrip değil imar eder. Aldığı yere zulmü değil, adaleti ve hürriyeti getirir.

Aziz Cemaat!

Geçmişi ve bu günü anlamak; gelecek hakkında doğru bir kanaate varabilmek için tarihin ışığına ihtiyacımız vardır. Tarihin ışığına baktığımızda en büyük zaferleri bizim milletimiz kazanmıştır. Kahramanlarla dolu olan tarihimizin bağrından çıkan milletimizin yetiş­tirdiği yüce şahsiyetleri anmak ve bunları yeni nesillere tanıtarak gençliğimizin milli kimlik kazanmalarını sağlamak, hem kadirşinaslığın bir ifa­desi hem de istikbalimizin güven­cesi olacaktır.

Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum: "Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır."(2)

     Hazırlayan:  Hasan Akpınar

                    Armut Köyü Camii İmam Hatibi

                     Yeşilova /BURDUR

28 MAYIS 2010

      Kaynaklar:

      1) Fethul Kebir c.3/9; Ahmed bin Hanbel, IV, 335; Buhârî, et-Tarihu'l-Kebîr, I (ikinci kisim), 81; et-Târihu's-Sagîr, I, 341; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr, II, 24; Hâkim, Müstedrek IV, 422; Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, VI, 219, 10384.

      2) Muhammed sûresi/7