BURDUR İL MÜFTÜLÜĞÜ Cuma Hutbesi 30.04.2010 |
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ قُلْ هُوَ الَّذِي أَنشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ KULLUK BİLİNCİ Muhterem Müslümanlar ! Yüce Allah insanı mükemmel bir şekilde yaratmış ve insanın istifadesine sayısız nimetler sunmuştur. Bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren yaratıcımıza karşı şükretmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak, kulluğumuzun bir gereği ve Yüce Allah’ın bir hakkıdır. Bizi yoktan var eden Allah, vücudumuzu gören gözler, işiten kulaklar gibi mükemmel organlarla donatmış, diğer canlılardan farklı olarak bize akıl ve fikir vererek varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltmiştir. Kuran-ı Kerimde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: ”Ey Muhammed, de ki: Sizi yaratan, sizin için kulaklar, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz”[1] Bundan başka, hayatımızı devam ettirebilmemiz için içtiğimiz sudan, teneffüs ettiğimiz havaya kadar bize sayılamayacak kadar nimetler ihsan etmiş, kâinattaki birçok varlığı emrimize ve hizmetimize vermiştir. Bununla ilgili olarak Cenab-ı Allah; “Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz”[2] buyurarak, bize vermiş olduğu nimetlerin çokluğuna dikkatimizi çekmiştir. Bütün bu verilen nimetlere karşı biz, Allaha şükran borçluyuz. Borcumuzu da Allaha kulluk ederek, O’nun emirlerini tutarak ve yasaklarından sakınarak öderiz. Peygamberimiz, Allahın büyüklüğü ve sayısız nimetleri karşısında daha çok teşekkür etme gereği duyarak gecelerin bir bölümünde ibadet etmiştir. Hz. Aişe (r.a) diyor ki: “Peygamberimiz, mübarek ayakları şişinceye kadar geceleri ibadet ederlerdi. Bunun üzerine kendisine: Ey Allahın Resulü, geçmişte ve gelecekteki günahların bağışlandığı halde niçin böyle yapıyorsunuz? Diye sorulduğunda, O: Rabbime şükredici bir kul olmayayım mı”?[3] diye cevap vermiştir. “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”[4] buyuran yüce Rabbimiz, Yaratılışımızın gayesini, kendisini tanımak ve O’na kulluk etmek olarak açıklamış, “Ey Muhammed de ki; İbadetiniz olmasa Rabbim size ne diye değer versin.”[5] ayeti ile de ibadetsiz bir yaşantının, kendisi katında bir değeri olmadığına dikkat çekmiştir. Eğer biz, Allah’a karşı kulluk görevimizi yerine getirir, O’nun sevgisini kazanırsak Allah bize, dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa erdirecektir. Aziz Müminler! Ümmetini her vesileyle imanın gereği olan salih emellere yönlendiren ve ahirete hazırlık yapmalarını tavsiye eden Peygamberimiz: “Meşgul edilmeden önce salih amellere koşun”[6] buyurmuşlardır. Bu dünyada yaptığımız her türlü eylemin karşılığını, ahiret hayatında alacağımızın bilincinde olarak kendimize çeki düzen vermeli ve Allah’a karşı olan kulluk görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmalıyız. Hutbemi bir ayet meali ile bitirmek istiyorum. “Ey iman edenler! Allaha karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır”[7] Hazırlayan: MUSTAFA ÇAKIR Ümmü Hatun Camii Müezzin Kayyımı GÖLHİSAR / BURDUR 30 NİSAN 2010